Ruhsal Şifanın Assolisti-Deepak Chopra


Kuantum Sağlığı iyileştiriyor

Ruhsal şifanın ve bitkisel tedavinin en tanınmış ismi Hint asıllı bir doktor olan Deepak Chopra. Bu yazıda Chopra ile ilgili bir araştırmayı okurken, tıbbın en üst düzeyinde şifaya nasıl bakıldığını göreceksiniz.

ABD´nin önemli tıp adamlarından Dr. David Lar­son, kro­nik hastalıklarda ve­ya a­ğır vakalarda dok­tor­la­rın has­ta­la­rı­na bazı so­ruları sor­ma­la­rı için e­ği­tim gör­me­le­ri­ni is­tiyor. Ör­ne­ğin şu soru gibi;"İnanç si­zin i­çin ö­nem­li mi?" Ya da,"Has­ta­lı­ğı­nı­zın ça­re­si­ni bul­ma­nız­ için inanç ö­nem­li mi?" gibi... E­ğer ce­vap­lar e­vet i­se dok­tor has­ta­sı­nın gü­ve­ni­ni sağlamak için bir din yetkilisi i­le tar­tış­ma­yı is­te­yip is­te­me­ye­ce­ği­ni de so­ra­bi­lir. Ayrıca, Lar­son a­te­ist o­la­bi­le­ce­ği­ni­zi ama bu­nu dürüstçe söy­le­me­niz ko­nu­sun­da da ıs­rar et­mek­te.

Bir çok doktor artık me­di­tas­yo­nun ve du­a­nın “Has­tayı İ­yileştirme Metodu”nun bir par­ça­sı ol­du­ğu­na i­nan­mak­ta. Fa­kat bunun koşulları olmalı, has­ta­la­rın zih­nin gü­cü­nün be­den­de­ki et­ki­si­nin üs­tün ol­ma­sı­na çok e­min ol­ma­la­rın­dan korkuluyor ve örneğin ke­mo­te­ra­pi gi­bi zor bir tedavi ye­ri­ne, meditasyona veya duaya yönelme­le­rin­den en­di­şe duyuluyor. Artık dok­tor­la­rı has­ta­la­rın ruh­sal ih­ti­yaçla­rıy­la daha çok ilgilendiren faktör, la­ik ve e­ko­no­mik bir gelişim süreci o­la­bi­lir. A­me­ri­kan tıb­bı HMOS adlı bü­yük bir tröst ta­ra­fın­dan iş­le­ti­len ve tabana tüketim potansiyeli gözüyle ba­kan grup­lar ta­ra­fın­dan yö­ne­ti­len bir ti­ca­ri güçtür. Tıbbi i­ş a­dam­la­rı müş­te­ri­le­rin yani hastaların is­te­di­ği ruhsal şifayı bi­lim­sel yönde e­ği­til­miş uzman­lar­dan çok da­ha u­cuz bir yol o­la­rak gör­mek­te­ler. Har­vard e­ği­tim­li dok­tor ve Spon­ta­ne­o­us tıp dergisinin ya­za­rı o­lan An­drew We­il’in dik­ka­ti­ni çe­ken şu yön var: “Tıb­bın a­ni­den bu yö­ne a­çıl­ma­sın­da­ki güç­lü et­ken­ler var. Şifacılığın yayılması tü­ke­ti­ci is­te­ğini azaltırken e­ko­no­mik tıp yı­kıl­abilir . Öyleyse yeni kazançlar aranmalı”

Bir doktorun dramı

Cynics adlı kurum, dok­tor­la­ra sev­me­dik­le­ri hal­de ruhsal şifayı be­nim­set­mek i­çin da­ha pra­tik bir ne­denin ol­du­ğu­nu i­şa­ret ediyor. ABD´de yan­lış te­da­vi si­gor­ta ve tazminat ma­li­ye­tleri­nin faz­la ol­ma­sı, dok­tor­la­rın has­ta­la­rı­nın ruh­sal prob­lem­le­riy­le il­gi­len­me­le­ri­ni ve hat­ta ge­re­kir­se diz­le­ri­nin ü­ze­ri­ne çö­küp on­lar­la du­a et­me­le­ri­ni sağ­la­dı. Elbette ki, bu yolla sa­de­ce te­da­vinin ya­nıl­maz o­lduğu i­maj­ı dü­zelt­ilemez ama iş­le­rin ak­si git­ti­ği bir du­rum­da, hastalar dok­tor­la­rı­nı da­va et­me­ye da­ha az yat­kın o­lur­lar. Şimdi ilginç bir örnek okuyacaksınız...Dr. Ho­ward Fu­erst ki­tap ya­yım­cılığı yapan kı­zı­na çok şa­şır­mış­tı. 1991 yı­lın­da kı­zı o­na “Qu­an­tum He­a­ling/Kuantum Şifacılığı” ad­lı bir ki­tap gön­der­miş­ti, ya­za­rı De­e­pak Chop­ra a­dın­da Hint­li bir ruh­sal teda­vi­ciy­di. 1955’den 1986’ya ka­dar Holl­ywo­od, Flo­ri­da’da dok­tor o­lan Fu­erst, Pennsy­lva­ni­a Ü­ni­ver­si­te­si´n­de tıp o­ku­muş­tu ve Chop­ra´­nın te­zi (İn­sa­nın zih­ni­nin ve ru­hu­nun bir­bi­ri­ne çok ya­kın ol­ma­la­rı) şeklindeydi. Ama Fuerst, ki­ta­bı göz­den ge­çi­rip, bir ke­na­ra at­tı. Bir zaman sonra pros­tat kan­se­ri ol­du­ğu­nu öğ­rendi, has­ta­lık çok i­ler­le­mişti ve a­me­li­yat ne­re­dey­se im­kan­sızdı. Ve­ri­len stan­dart hor­mon te­da­vi­si en i­yi şart­lar al­tın­da Fu­erst’e i­ki yıl­lık bir ya­şam sağ­lı­ya­ca­ktı. Ve Dr. Fuerst Chopra´nın kitabını anımsadı, kaybedecek bir şeyi yoktu ve me­di­tas­yona başladı, doğ­ru beslenma re­jimleri uyguluyordu. Hin­du mis­ti­siz­min ba­tı­laş­mış şek­li­nin has­ta­lık­la­rı ön­le­ye­ceğini, hat­ta te­da­vi e­de­ceğini id­di­a eden Chop­ra’nın ki­ta­bı­ artık doktorun başucundan ayrılmıyordu. Her gün 30 da­ki­ka me­di­tas­yon ya­pı­yor­, 5 ke­re du­a e­di­yor­du ve Chop­ra’nın “Mut­lu­luk A­nah­tar­la­rı­nı” günde 10 ke­re tek­rar­lı­yor­du. Yakın çevredeki bü­tün Chop­ra konferans ve pa­ne­lle­ri­ne ka­tı­lı­yor­du.

Derken bir­den­bi­re i­yi­leş­me­ye baş­la­dı, tü­mör kay­bol­du. Aslında tü­mör­ler ba­zen böy­le şey­ler ya­parlar a­ma­e Fu­erst ki­me te­şek­kür e­dece­ği­nden emindi. Gü­le­rek “Pro­fe­sör­le­rim bu­nu duy­sa­lar, ke­mik­le­ri sız­lar. Chop­ra’yı da­ha faz­la in­sa­nın din­le­me­me­si u­tanç ve­ri­ci bir­şey” di­yordu. Bir ne­sil ön­ce A­me­ri­ka’da alay edilme­den i­nan­ç te­da­visinden söz etmek çok zor­du. Ta­bii ki in­san­lar sev­dik­le­ri has­ta yakınları i­çin hiç bir za­man du­a et­mek­ten vaz­geç­me­di­ler. ”Chris­ti­an Sci­en­tist” gi­bi di­ni grup­lar ruhsal faali­yet­le­ri ha­la tıb­bın en üs­tün tek­ni­ği o­la­rak gör­mek­te­ler. Ama tıbbın geçmişi sağlamdır, 19. Yüz­yıl­´da Pas­te­ur ve Ehr­lich mik­rop i­le has­ta­lık a­ra­sın­da­ki bağ­lan­tı­yı or­ta­ya çı­kar­dık­tan son­ra tıp, i­nan­cı sa­de­ce bir ü­mit­siz­lik o­la­rak gör­me­ye baş­la­mıştı. Ama za­man de­ğiş­ti ve sa­yı­sız a­raş­tır­ma­lar sonucunda pis­ko­lo­jinin has­ta­lı­k ve i­yi­leş­me­ ile olan i­liş­ki­si­ farkedildi. Tıp dün­ya­sı­nın bü­yük bö­lü­mü düşünce-beden bağ­lan­tı­sı o­la­rak tanımlanan o­la­ya ha­la kuş­kuyla bak­sa ­da, ruhsal şifa A­me­ri­kan kül­tü­rü­nü feth et­miş du­rum­da. Tabii ki, ruhsal te­da­vi yön­te­mi­nin ön­cü­le­ri veya liderleri ya da uygulayacıları pop starlarına veya film yıldızlarına benziyorlar. Aşırı ünlenip, lüks içinde birer guru gibi dolaşıyorlar. Çe­şit­li dillerde her kesimden din­le­yi­ci­le­re ko­nuş­mak­ta­lar. Dr. An­drew We­il ve Dr. Larry Dos­sey adlarındaki iki doktor, bi­lim­sel yaklaşım­la­rı­na rağ­men, tıp ve ruh i­le il­gi­li o­lan so­ru­ları da soran bir çalışmayla dikkat çektiler. We­il’in son “Spon­ta­ne­o­us He­a­ling/Kendiliğinden Şifa” ad­lı son ki­ta­bın­daki “Ken­di­ni­zi ne ka­dar çok bir e­ner­ji o­la­rak gö­rü­yor­sa­nız fi­zik­sel vü­cu­du­nuz­la ken­di­ni­zi o ka­dar ko­lay bir bütün olarak his­se­de­bi­lir­si­niz” cümlesi sık sık tekrarlanıyor. Ünlü Mas­sac­hu­setts Ü­ni­ver­si­te­si Tıp Merkezi´nde stres a­zaltılma­sı­na uy­gu­la­nan bir prog­ra­mı yö­net­ilmek­te. Ay­nı olaya baş­ka bir yön­den yaklaşan iki uzman daha var, Ka­li­for­ni­ya’lı Ma­ri­an­ne Wil­li­am­son ve Lo­u­i­se Hay. Özellikle pozitif sağ­lık ü­ze­ri­ne o­lan dü­şün­ce­le­re yö­nel­mek­teler. Wil­li­am­son çok farklı bir yaklaşımla a­ra­yan bazı hastalara, has­ta­lık­la­rı­na mek­tup yaz­ma­la­rı­nı önerdi, yani kanserli hasta oturup kanser hastalığına mektup yazarak acılarını anlatacak ve kanserin dostluğunu isteyecekti, böy­le­ce hasta ve hastalık acı ve ıs­tı­rabın de­rin­li­ği­nde buluşup, ba­rı­şa­cak­la­rdı. Wil­li­am­son şöyle demekte; ”Ke­fa­ret o ka­dar i­yi­dir ki o­na fı­sıl­dar­sa­nız bü­tün yar­dı­mı ve des­te­ği si­ze ge­le­cektir.”

Batının ve doğunun bütünleşmesine doğru...

Tıp dok­tor­la­rın ya­nı sı­ra Tho­mas Mo­o­re gi­bi sen­tez­ci­ler de var, on­la­ra Ruhsal Ye­ni­lik­çi­ler de di­ye­bi­li­riz. Mo­o­re her­han­gi bir te­da­vi ö­ner­miyor a­ma has­ta­lık hak­kın­da ye­te­rin­ce yazıyor. Diyor ki; ”Kıs­met, ka­der ve gi­zem do­lu bir dün­ya­da ya­şı­yo­ruz. Ta­bii has­ta­lık­lar bü­tün ya­şa­mı­mı­zı et­ki­li­yor. Tı­bbın has­ta­lık­la­rı ha­la fi­zik­sel bir o­lay o­la­rak gör­me­si çok u­tanç ve­ri­ci.” Bu­na kar­şın ba­zı­la­rı çok es­ki çö­züm­ler ö­ne­ri­yor­lar; ör­ne­ğin Ta­i Chi E­fen­di­le­ri, Ti­bet’li Ef­sa­ne­ler gibi garip isimli şifa grupları ve ha­sta­lık­la­rı a­u­ra ve kuartz kris­ta­lleriy­le te­da­vi e­den mo­dern şaman­lar sıkça görülüyor. Ba­zı­la­rı­na gö­re ise, i­nan­cın ve te­da­vi­nin ka­rı­şı­mı bir ye­ni­lik de­ğil sa­de­ce ba­tının ge­le­neksel bir ka­pütü­las­yo­nu­dur. Il­li­no­is´de­ki Şifa Sanatları Merkezi´nin ba­şın­da o­lan Ra­hi­be Ju­di­an Bre­i­ten­bach şun­la­rı söy­le­mek­te; ”Biz Ba­tı­nın ve do­ğu­nun bü­tün­leş­me­si­ne doğru il­er­li­yo­ruz ve bu­nu sağ­lık sa­ye­sin­de ya­pı­yo­ruz”. Chop­ra’nın bir hay­ra­nı o­la­rak ye­ni ve es­ki çağ a­ra­sın­da hiç bir an­laş­maz­lık gör­me­mek­te; “Bu ko­nu­da in­san­lar çok sı­kın­tı­lı. Biz bu­na Tan­rı´ya gü­ven­mek de­riz, bu­ra­da daha henüz bi­linç­li bir a­dım a­tıl­ma­mak­ta sa­de­ce i­ler­le­me­ye ça­lış­mak­ta­yız.” Tek tek yükselen ses­ler, bir­leş­tik­le­ri an­da çok güç­lü bir gürültü ve ka­la­ba­lık o­luş­tu­ru­yor­lar. Ken­di ken­di­ne yar­dım­cı ol­ma­nın ve A­me­ri­ka’da­ki ruhsal te­da­vi i­ler­le­me­le­ri­ni 8 yıldır inceleyen sos­yo­log Pa­ul Ray is­tek­li din­le­yi­ci­le­re “Kültürel Yaratıcılar” di­yor. Bu grup 44 mil­yon in­san­dan o­lu­şmakta, % 60’ı kadın ve ge­nel­de or­ta ve üst ta­ba­ka­dan gel­mek­teler, çev­re bi­li­mi­ne ve ka­dın ya­yın­la­rı­na il­gi gös­ter­iyorlar. Baş­ka­la­rı on­la­ra de­ği­şik bir i­sim ve­ri­yor: “On­lar bu se­ne 50 yaş­la­rı­na ba­sa­caklar ve bu yön­tem­le ken­di ö­lüm­le­ri­nin yü­zü­ne bak­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar.” Peki, acaba Chopra´nın bu kadar ünlenmesinin ardında ne var?

De­e­pak Chop­ra 1970 yı­lın­da A­me­ri­ka’ya ge­len 49 ya­şın­da bir he­kim ve en­dokri­no­lo­jist. Ay­nı za­man­da da Hin­du bir mis­tik­. A­ma üs­tün­lü­ğü yaptığı sen­tez­in başarısında ya­ni bir­leş­ti­ril­miş bir viz­yonu oluşturabilmiş, tıb adamlığı ile mistisizmi tek bir tabloda görebiliyorsunuz. Chop­ra’nın id­di­a­sı he­pi­mi­zin ev­ren­de koz­mik bir ta­ban­da eş­za­man­sal çizgide ya­şa­dı­ğı­mız­dır. 1993’de yaz­dı­ğı “A­ge­less Body, Ti­me­less Mind/Yaşsız beden, Zamansız Düşünce” ad­lı i­yi sa­tan ki­ta­bın­dan son­ra arka ar­kaya ki­tap yaz­dı ve 6 mil­yon kitabı sa­tıl­dı. Bunu vi­de­o ka­set­le­r izledi. Chop­ra şimdi internette de var “Chop­ra’nın son tec­rü­be­si” ad­lı bir CD de şu an ha­zır­lan­mak­ta. A­me­ri­ka’da o­ku­ma­yan­la­ra, te­le­viz­yon sey­ret­mi­yen­le­re ve NET’le il­gi­le­ri ol­ma­yan­la­ra Chop­ra ya­kın­la­ra git­mek­te. Chop­ra bir gu­ru olarak tanımlanmak­tan nef­ret e­diyor. Ama baş müridi ünlü Hollywood yıl­dı­zı, Demi Mo­o­re ken­di­si­ne böy­le hi­tap e­tmeye devam ediyor ve Moore şar­kı­cı Na­o­mi Judd ve eski Beatle Ge­or­ge Har­ri­son i­le bir­lik­te Chop­ra’nın ya­kın­da Ka­li­for­ni­ya’da “La Jol­la” a­dı altında a­ça­ca­ğı sağ­lık mer­ke­zinin da­nış­ma kad­ro­sun­da yer alıyorlar. O­nun di­ğer­ ünlü müritleri a­ra­sın­da Mic­ha­el Jack­son, mo­da­cı Don­na Ka­ran ve Mic­ha­el Mil­hem de var. Aslında Chop­ra da­ha üs­t bilgelik ve kültür otoriteleri ta­ra­fın­dan henüz da­ha onaylanmamış du­rum­da. Yi­ne­ de medya Chop­ra’dan el­le­ri­ne ge­çen mil­yon­lar­dan vaz­geç­me­ye ra­zı gö­rün­müyor. Bir çok üst yö­ne­tici onu a­çık­ca övüyorlar ve Chop­ra’nın menejerleri “İna­nıl­maz bir­şey a­ma Chop­ra’yı se­ven­ler a­ra­sın­da dev­le­tin üstünden bir çok a­dam var” de­mek­teler. Chop­ra Ame­ri­ka´da i­nanç­la di­nin bir­lik­te uy­gu­la­na­bil­me­si yolunda ortak bir li­san bu­luna­bil­me­si i­çin her­kes­den da­ha çok ça­ba sarf et­tiği iddia ediyor.

"Onun başarısı inancına dayanıyor."

Bazı A­me­ri­ka­lı dok­tor­lar, ru­hun i­yi­leş­tir­me gü­cü hak­kın­da­ki kabullerinde o­nu ön plan­da tut­tular.Çünkü Chop­ra onlara göre i­de­al bir kı­la­vu­z, milliyetçilik öncesi kül­tü­rel bir ge­le­ne­ği yer­leş­ti­riyor.Ve Chop­ra ama­cı­nı ve o­la­ğa­nüs­tü i­le­ti­şim yetenek­le­ri­ni kullanarak, on­la­rın bil­me­di­ği bir­şe­yi, ba­sit­leş­ti­ril­miş bü­yü­le­yi­ci bir Hin­du­zim’i i­ma e­di­yor­. Chop­ra’nın ye­ni a­no­nim şir­ke­ti In­fi­ni­te Pos­si­bi­li­ti­es’in i­da­re­ci­si şöy­le di­yor: “Dün­ya De­e­pak’ı al­mak i­çin ha­zır o­lan bir ba­sa­mak, o sadece bir ka­ta­li­za­tör kul­la­nı­yor.” Bu­nun­la be­ra­ber, Chop­ra 1988’de kö­tü bir olay yaşadı, ba­ba­sı ba­şa­rı­lı bir İn­gi­liz kar­di­olo­jistiydi, Chop­ra´nın ünlü A­yu­r­ve­dik i­la­cı­nı kalp ra­hat­sız­lı­ğı i­çin bit­ki­ kökenli ge­le­nek­sel Hint kü­rü olarak kul­lan­dı­ğı­nı öğ­ren­di­ğin­de ba­ba­sı İn­gil­te­re’dey­di. Ve baba Dok­tor red­det­ti; ”O­nun ba­şa­rı­sı i­nan­cı­na da­ya­nı­yor” di­yordu. Bu arada kendi babası da yani Chopra´nın dedesi de aynı ilacı kullanıyordu. Baba Chop­ra Lon­dra’daki bü­yük­ba­ba­sın­dan bu saç­ma­lı­ğı bı­rak­ma­sı­nı ve ba­tılı bir kalp uz­ma­nı bul­ma­sı­nı is­te­di. Yaş­lı a­dam bu­nu yap­tı ama i­ki haf­ta son­ra öl­dü.

Yir­mi se­ne­lik ka­ri­ye­rin­de, De­e­pak ba­ba­sı­nın yo­lun­da gi­bi gö­rü­nü­yor­. Ay­rı­ca­lık­lı, sempatik ve başarılı, önemli bir tıp kurumu olan All In­di­a Scho­ol Of Me­di­cal Sci­en­ces’e ka­bul e­dil­di. 23 yaşındayken Vi­et­na­m Savaşı´nda ortaya çıkan dok­tor ek­sik­li­ği sı­ra­sın­da or­du­ya kay­de­di­ldiğinde New Jer­sey’de kü­çük bir has­ta­ne­de çalışıyordu. 38 ya­şın­da, Mas­sac­hu­setss Has­ta­ne­si’nde per­so­nel şe­fi oldu, “Be­nim a­ma­cım A­me­ri­ka­lı mes­lek­taş­la­rı­mla e­şit ol­mak ve­ya on­la­rı geç­mek­tir” di­­yordu. A­ma o zaman o­rta­da prob­lem­ler vardı. Chop­ra’yı ya­şam tar­zı kor­kutuyordu; Fin­can­lar do­lu kah­ve, pa­ket­ler­ce si­ga­ra ve sa­kin­leş­mek i­çin her ge­ce viski. Ay­nı za­man­da da sağ­lık ba­kı­mı i­le il­gi­li kuş­ku­la­rı git­tik­çe yük­se­liyordu. Bir za­man­lar onun için hastaneler olağanüstü yerlerdi. A­ma bir zaman sonra “Tek yap­tı­ğım te­ker te­ker has­ta­la­rı mu­aye­ne et­mek ve de­vam­lı i­laç yaz­maktan ibaret, ay­nen ka­nu­ni bir es­rar sa­tı­cı­sı gi­biyim." diyordu. Chopra, o günleri anımsayarak geçerli tıp sisteminin kı­sa va­de­li te­da­vi­le­r sağ­la­ya­rak, u­zun va­de­li ön­lem­le­re ö­nem ver­me­diğini, ba­tı­lı he­ki­mliğin sis­te­minin bo­zuk olduğunu ve ay­nı za­man­da da doktorların mer­ke­zin­de bu­lun­dukları ticari bir dün­yayı beslediklerini belirtiyor. Chop­ra a­ğda­ki ö­rüm­cek gi­bi has­ta­la­rı­nı tu­za­ğa dü­şür­mekden vaz­geç­tim, diyordu.

Chopra, Mahareshi´nin fanatiği oluyor...

1980 yılında, bir gün okunmuş kitap satan bir dükkanda Mahareshi Mahesh Yogi´nin bir kitabını bulmuş ve meditasyona başlayarak sigara ve içki tutkusundan kısa zamanda kurtulmuştu. 1983´de Hindistan´a giden Chopra kendi tabiriyle ruhsal aydınlanmaya ulaştı ve Mahareshi´yi ziyaret etti. 1970´lerde Mahareshi çok popülerdi, aynı yıl Ayurvedik Bitkisel Kürleri duyurdu ve satışlarını başlattı. Bunun için Mahareshi ABD piyasasına Ayurvedik sözcüğünü bir tire ekleyerek soktu, Ayur-Veda olarak. Ve Chopra ABD´ye döndüğünde bir Ayur-Veda pazarlamacısı ve satıcısı olmuştu. "Mahareshi büyük bir efsane, felsefesi, klasik Hintli görünümü çok çarpıcıydı, bilgeliği basit ve parlaktı. Tam bir fanatik olmuştum ama pasif değildim, birkaç yıl dünyanın bir çok yerini gezerek Ayur-Veda´yu tanıttım.." diyordu. 1987´de Chopra, Mahareshi Uluslararası Ayur-Veda Ürünleri Şirketi´nin yöneticisi olmuştu. 1989 yılı geldiğinde, o artık bir milyonerdi, Mahareshi onu "Ölümsüzlük Efendisi" ünvanıyla onurlandırdı. 1991´de ise Chopra adı Amerikan Tıp Birliği Bülteni´nde ilk kez yer aldı. İddiaları dikkat çekiyordu ve sert bir dille eleştirildi, Mahareshi bir yana atılabilirdi ama Chopra bir doktordu. Paketi 95 $´a satılan bitki karışımları tepki alıyordu, bir dönem şarlatanlıkla suçlandı. Chopra, ancak 1993´de bu saldırılara iftira edildiği cevabını verecekti. Tıb dünyasının saldırıları ve Chopra´nın yaklaşımları, nedense Mahareshi´nin politikasına ters düşünce ilişkileri kopma noktasına geldi. Daha sonra Chopra, bu ayrılığı "Kendimi bir kuş gibi özgür hissediyorum, artık yazabilirim."diye tanımladı.

Kitaplarında, kişisel anektodlar, bazı bilimsel çalışmalardan alıntılar, bilgelerden alınma ruhsal vecizeler vardır. Dostoyevsky´den, Hint Destanı Vedalar´dan, Alman fizikçi Heisenberg´den söz eder, evde kendi kendine uygulanabilen eksersizleri öğretir. Kitaplarının özünde, sınırsız bir bir değişim fikri, dinsel-felsefe çizgisinde sürekli tekrarlanır. Chopra´ya göre, bedenimiz tükenecek olan madde kütlesidir ama biz hücrelerimizi değiştirerek yenileyebiliriz. Bizler sabit bir oluşumun içindeyiz. Atomaltı düzeyde. bizleri saran havadan daha yoğun değiliz fakat daha seçkin veya ayrıcalıklıyız. Kuantum fiziğinden bu yana, madde ve enerjinin iç değişimini öğrendik, bizler tek başına varolmuş bireyler değiliz, sonsuz evrensel bir enerji alanının içindeyiz ve parçasıyız, enerjinin zeki bir alanını oluşturuyoruz. Chopra, "Bedenimiz, tüm kozmosun yönettiği zeki bir örnektir, tek bir bütünüz, evrensel bedenin parçasıyız ve düşüncemiz evrensel düşüncesinin bir açısıdır." derken ekliyor;" Stresi azaltmak için bedeninizi dinleyin, Ayur-Veda pratikleri ve meditasyon yaparak evrensel düşünceyle uyum sağlanabilir. Mistik enerji oluşumu hastalıkları ve bilhassa kanserojen tümörleri kuşatır ve değiştirir, bunu yapmak zor değildir. Sağlıklı ve mutlu bir yaşam sonucunda 130 yılın üzerinde yaşayabiliriz. Ölüm, küçük bir korkudur, eğer temel kimliğimizi tanır ve evrensel enerji alanının bir parçası olduğumuzu anımsarsak ölümsüz oluruz."

Chopra, 1993´de ünlü talk-show sunucusu Oprah Winfrey´in tv programına çıktığının ertesi günü, 137.000 kitabı satıldı. Günümüzde yüzbinlerce Amerikalı Chopra´ya şükran dolu, sayısız insan onun kitaplarından aldıkları olumlu sonuçlardan söz etmekte, sanki toplu bir isteri yaşanıyor. Geçen yıllar içinde Chopra, klinik çalışmalarını tamamen bıraktı, hatta California Tıp Lisansı´nı dahi yenilemedi. Chopra Merkezi´nde yoğun çalışmalarını sürdürüyor. 15 milyon $´ın üstünde kazancı olduğu belirtiliyor, bitki karışımları hala satılıyorlar. Chopra´nın son kitabı "Merlin´in Dönüşü" bir roman, daha sonra mini bir seri düşünüyor. Müziği ve şiiri birleştiren bir senaryoyu yazıyor, bu çalışma ünlü rock grubu Eurythmics tarafından seslendirilecek. Bu bir Chopra müzikalinin ilki.

Düşüncelerimiz, bedenlerimizde değişimler yaratıyor. Doktorlar, hala ruhsal şifanın sırrını çözme savaşındalar, aslında gerçek vakalar çok az ama bilimsel araştırmalar için yeterli sayıda. Binlerce şarlatan şifacı olmasına rağmen, bazı çarpıcı ve kesin olaylar işin önemini vurguluyor. Asıl önemlisi, ruhsal şifanın içte yani kişinin düşüncesinde yaratılması gereken bir enerji olarak uygulanabilmesi Dışardan, bir başkasından gelen enerji olarak düşünülmemesi gerekiyor. Dr. Rita Kumar; "Eğer fiziksel hastalık belirtileri, düşünce ve ruhla ilişkili olmasalar beden hemen ölecektir. İnanıyorum ki, düşüncelerimiz bedenimizde değişimler oluşturuyor. Ama, bizler düşünce-beden-ruh tıbbında aynı standartlarda taraflıyız, umarım Chopra işini hala yapıyor ve bu iş sadece ruhsal şifa ile ilgili olsun."

Chopra´nın kısa öyküsüydü bu, Ruhsal Şifa var mı, yok mu? Gelecekte konu daha aydınlanacak, bilimsel ilginin gittikçe artması ve tıp mensuplarının yaklaşımları şifa olayını gittikçe güncelleştirmekte. Fakat gerek Chopra´da, gerekse de benzerlerinde ortak mesaj veya öğreti çok açık; Ruhsal Şifa´nın sırrı insanın kendisinde, bu inanılmaz enerji düşüncelerimizde, ruhumuzda gizli, onu açığa çıkarabilmek, kullanabilmek, bedenimizde değişimler yaratabilir. Ölümcül hastalıkları durdurabilir, yaşamı sürdürebiliriz. Önemli olan, şifacılık şarlatanlığını durdurabilmek, onların yarattıkları kirli enerji alanı ölüme daha çok kapı açıyor, dıştan değil, içten gelen enerjiyi aramalı ve bu gücün kaynağını gösteren bilgiyi öğrenmeliyiz. Aslında Chopra dahi, ticari bir örnek ama zararı şifacı taslaklarından çok daha az, çünkü Deepak Chopra binlerce yıllık görkemli ve sınanmış bir öğretiyi çağdaş yöntemlerle iletiyor. Şimdilik bu kadarı yeterli...

 

Yeni yorum gönder

CAPTCHA
Bu soru sayfayı dolduranın bir otomatik program olmaması için düzenlenmiştir.
2 + 2 =
Sorunun cevabini yazin. Orn: 1+3 icin 4 yazin