Ruhumuz var mı?
Ruhumuz var mı? Yoksa biz bir fabrika mıyız? Ruh nedir?

Ruh sözcüğünün tam olarak anlamı verilemez çünkü ruh sonsuz bir kavramdır. Fakat genel anlamda ruh, bedene bağlı olan ve çeşitli dini ve felsefi bakımdan canlı insanı oluşturan tinsel bir ilkedir. İnsan varlığının maddi olmayan boyutu ya da özüdür. Eski Çağ felsefecileri ruh kelimesini çok daha geniş anlamda kullanıyorlardı. Onlara göre hareketi ve canlılığı sağlayan her ilke ruhtu. Modern düşünürler ise ruhu daha belirli ve sınırlı bir tanımla açıklıyorlar. Tarih boyunca oluşan tüm kültürler, ruh kavramıyla ilişkili maddi olmayan bir ilke inancını paylaşır. Modern dünya ruhu bilimsel platformda arıyor ve birgün bulacak. Kimbilir belki de ruhun ölümü, keşfedilince gerçekleşecek.

İlk Çağda hem Mısırlılar hem de Çinliler arasında ikili bir ruh kavramı bulunmaktaydı. Mısırlılar "Ka" nın (soluk) ölümden sonra yaşamakla birlikte tinsel nitelikteki "Ba" nın Ölüler Ülkesi´ne gittiğine inanıyorlardı. Çinliler´de ölümden sonra kaybolan bir ruhla birlikte ölümden sonra da yaşayan ve sonraki kuşakların tapınması gereken ussal bir ilke olan "Hun" a inanırlardı. Eski Yunan´da ortaya çıkan ruh kavramı döneme ve okula göre değişiyordu. Yunan felsefesi ilk önce bugünkü Ege´de bulunan Milet´te ortaya Çıktı. Bu okulun temsilcileri Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes´di. Sokrates´ten önceki Yunan felsefesinde, felsefenin babası olarak kabul edilen Thales, "Arkhe" yani ilk temel madde olarak, herşeyin başı, sebebi ve ilkesi olarak "Su" yu kabul eder. Ona göre herşey Su´dan çıkmış ve yine Su´ya dönecektir. Thales´in öğrencisi olan Anaksimandros da Arkhe üzerinde durmuş fakat hocasından farklı olarak her şeyin başlangıcında bulunan, her şeyi kuşatan sınırsız şeyin "Apeiron" olduğunu söyler. Apeiron, yaratılmamıştır ve belirli olmayan bir şeydir. Daha sonra bu belirsiz şeyden zıtlar şeklinde ayrılarak bütün varlıklar ortaya çıkmıştır. Hayatın kaynağı Su´dur. İnsan dahil bütün canlılar suda yaşayan varlıklardan gelmiştir. İnsan sonradan karada yaşamaya başlamıştır. Türler durmadan değişir, fakat onların doğduğu madde yani Aperion hiçbir zaman yok olmaz. Milet okulunun üçüncü ve sonuncu filozofu olan Anaksimenes´e göre varlığın temeli Hava´dır. Bir hava (soluk) olan Ruh, insanı nasıl canlı tutuyorsa bütün evrende de hava vardır. Anaksimenes, bu düşünceyle felsefeye ilk defa ruh kavramını katmış oluyordu.
 

Geri dönen ruh

MÖ 5. Yüzyıl´ın ortalarında doğduğu ve yaşadığı tahmin edilen Demokritos da Arkhe´nin ne olduğunu araştırmış bir düşünürdü. Demokritos´a göre "var olan" meydana gelmemiş ve yok olmayacaktır. Var olanın dışında bir de "Boşluk-Mekan" bulunmaktadır. Bu mekan nedeniyle var olan bölünemeyen ve görülemeyen küçük parçalara ayrılır. Bu parçalara Atom denir. Atomlar sonsuz sayıda, öncesiz, sonrasız ve çeşitli boyutlarda ve baştan beri hareket halindedirler. Kaba ve ağır hareketli atomlar katı cisimleri (toprak gibi), hızlı hareket edenler ve ince olanlar suyu, hava´yı ve ateş´i meydana getirirler. Demokritos, Ruhu da atom düşüncesiyle açıklamaya çalışır. Ona göre ruh en ince, en düzgün ve en hareketli atomlardan meydana gelmiştir ve de ruhun atomları bütün vücuda yayılır. Düşünür Epikuros ise, Demokritos´un öğretisini ana çizgileriyle benimser. Ona göre evrende sadece atomlar ve boşluklar vardır ve bütün cisimler atomların çarpışması sonucuyla oluşurlar. Ruh ise bedendeki atomlardan daha ince atomlar tarafından meydana gelir. Ve Platon; Antik Çağ düşünürleri içinde eserleri tamamen günümüze kadar ulaşan tek örnektir. Platon ve Sokrates ruhun ölümsüzlüğünü kabul ederler. Platon´un ruh görüşü önemlidir. Ona göre ruh, vücuda bağlı olmadan önce "idealar" aleminde yaşamış ve ideaları görmüştür. Eğer böyle bir durum varsa yani biz var olmadan önce de bir ruh var olmuşsa, o zaman ölümden sonra da var olmaya devam edeceği sonucuna ulaşabiliriz, der. Ona göre ruh, her zaman geldiği yer olan idealar alemine dönmeyi arzular. Bu dünyada bir beden içinde kalmaya mahkum olan ruh, bedenden kurtulup tekrar saf haline dönebilmeyi istemektedir. Çünkü ruh beden kalıbına girince ilahi kaynaktan geldiğini unutarak ihtiraslarının esiri olur.

 

Ruhsal sınıflandırma varmı?

Platon´un öğrencisi Aristotales bütün hayali olayların ruhun idaresinde gerçekleştiğini ve ruhun canlıyı cansızdan ayıran, vücudu şekillendiren ilke olduğunu varsayar. Aristo ise, ruhu üç sınıfa ayırır. Ruhun en alt sınıfı, bütün bitki, hayvan ve insanlarda ortak olarak bulunan bitkisel ruhtur. Bitkisel ruh, beslenir, büyür ve neslini devam ettirir. Ruhun ikinci sınıfı olan hayvani ruh algılama ve hareket ettirme kabiliyetine sahiptir. Ruhun üçüncü ve en yüksek sınıfını ise, insani ruh teşkil eder. Bitkisel ve hayvani ruhlar bu ruhun ortaya çıkmasını sağlarlar. Sadece insanda bulunan insani ruhun başlıca özelliği akıldır. Burada hayvani ruh bitkisel ruha, insani ruh ise hayvani ruha hakimdir. Hayvani ruh vücutla ortaya çıkar ve bedenle beraber yok olur. İnsani ruhun ön önemli özelliği olan akıl ise vücuttan bağımsız ve sonsuzdur yani insani ruh bilgiye sahip olmak yetisiyle diğer ruhlardan ayrılır.

 

Ruh organ mı?

Yunan felsefesi kendisini dini etkilerden kurtararak yerine bilimsel ve akılcı (rasyonalist) görüşleri getirmeye çalışmıştır. Buna karşın zamanla etkin olan Hellenistik Felsefe din ile felsefeyi bütünleştirmeye başladı. Böyle bir özelliği taşıyan Yeni Eflatunculuk´ta (Neo Platonizm) Plotinos´u görüyoruz. Plotinus herşeyden önce materyalizme karşı bir düşünceyi savunur. Ona göre ruh, bir bütün ve bir birliktir. Yani parça parça olmayan bölünmez bir bütündür. Maddi ve cismani bir şey olmadığı gibi, bedenin bir organı da değildir. Fakat bedenin her tarafına yayılmıştır. Buna göre ruh görülebilen ve idrak edilebilen bir cevherdir. Ruh, bedene hakim olmakta, ona şekil vermekte ve yaşamasını sağlamaktadır. Ölümle birlikte bedeni terkeder ve böylece beden çürümeye başlar. Beden güzelliğini ruhtan alır. Kısacası beden ölüme mahkum olduğu halde ruh ölümsüzdür.

Yeni yorum gönder

CAPTCHA
Bu soru sayfayı dolduranın bir otomatik program olmaması için düzenlenmiştir.
8 + 10 =
Sorunun cevabini yazin. Orn: 1+3 icin 4 yazin